Telegram neden WhatsApp tan daha iyi

Daha önceki köşe yazılarımda Telegramı tanıtmış bu mesajlaşma yazılımının diğerlerinden farklı olduğunu,WhatsApp‘a en büyük rakip olduğunu belirtmiştim. Hatta bir başka yazımda mesajlaşma uygulamalarının karşılaştırmasını yapmıştım.

telegramvswhatsapp

Geçtiğimiz gün WhatsApp Web versiyonunu kullanıma açtı devrim gibi bir yenilik olarak sunuldu şimdilik IOS kullanıcıları beklemede ama ( IOS politikaları vs gerekçe olarak gösteriliyor peki Telegram bunu nasıl başarıyor? buda ayrı bir konu 🙂 ) bence aşağıdaki özellik karşılaştırması ve kullanım kolaylıklarından bahsedeceğim Telegram’ın gerçekten övgüyü hakettiğini ve haklı olduğumu düşüneceğinizi umarım.

  • Telegram öncelikle size özel ve güçlü bir şifreleme ile mesajları uçtan uca ulaştırıyor.
  • bulut tabanlı böylelikle her plartformda saniyeler içierisinde son yazışmalarınız karşısınıza geliyor.
  • Hissedilir derecede hizli ayn zamanda bu sync olarakta böyle.
  • Dağıtık yapıda yani Dünya’nın çeşitli yerlerindeki sunucuları sayesinde bu hız sağlanıyor.
  • En önemlisi Open Source ve API desteği var yani kendi web sitenizin altında bile çalıştırabilir canlı destek ve ya sohbet amaçlı kullandırabilirsiniz ( bu özellik yazılımcılar açısından önemli )
  • Ücretsiz,Reklamsız ve ömür boyu ücretsiz olacağı garanti ediliyor.
  • Güvenli,iki kat güvenli sohbet etmek isterseniz Secure Chat(Güvenli Sohbet) açabiliyorsunuz.
  • Dosya,Media ve sohbet boyutlarında sınır yok.

Telegram ile neler yapabilirsiniz?

  • Tüm cihazlarınızdan ulaşabilir istediğiniz anda son oturum açtığınız cihaz hariç diğer oturumları kapatabilirsiniz.
  • Herhangi bir dosya turunu ister kendinize! ister başkasına gönderebilirsiniz bir çeşit bulut depolama olarak kullanabilirsiniz.
  • mesajlarınızı sureli gonderebilirsiniz.
  • API desteği sayesinde kendi uygulamalarınıza entegre edebilirsiniz.

Karşılaştırma tablosuna bakalım birde;

Telegram & WhatsApp Karşılaştırması
Telegram WhatsApp
Activation(Aktivasyon) GSM GSM
Across DeviceSync(Senkronizsyon) X
Encrypted Chat(Kriptolu Mesaj) X
Self Destructive Message(Süreli Mesaj) X
MAC OSX X
Windows X
Linux X
IOS
Android
WindowsPhone
Web Chrome+Android+WP+BB
Portable (Windows Desktop) X
Take Photo or Video(Foto-Video Çekim)
Choose Photo or Video(Foto Video Seçim)
Share Location(Konum Paylaşma)
Share Contact(Kişi Paylaşma)
Send Document(Döküman Yollama) X
Find Images(Resim Arama) X
Add contact with @username
(Kullanıcı adı ile arama-ekleme)
X
Send To Menu Integration(Desktop)
(Gönder Menüsü Entegrasyonu)
X
File Size(Dosya Boyutu) Unlimited-sınırsız 50-100 Mb
File Type(Dosya Türü) Any-Herhangi bir tür Image+Video
Stickers X
Open Source
(Açık Kaynak)
X
Price(Ücret) Free-Ücretsiz $0.99 after 1 year (1 yıldan sonra ücretli)
Max Group Member
(Maks.Grup Üyesi Sayısı)
up to 200 member(maks.200 üye) up to 100 member (maks.100 üye)
Groups
(Grup Oluşturma)
Broadcast
(Toplu Mesaj)

Sonuç olarak ; şu an tek eksiğin Türkçe menü desteğinin olmaması gösterilebilir (TR menü desteği yakında tüm versiyonlarda olması bekleniyor 90% oranında Türkçeleştirildi) ama arayüz olarak WhatsApp ile nerdeyse aynı olduğu için ve kullanıcıların kullanmak konusunda bir sıkıntı yaşamaları söz konusu değil.

Kişisel olarak beğenerek kullandığım Telegram’ı WhatsApp kullanıcılarına bir defa mutlaka Mobil ve Masaüstü sürümlerini kurarak kullanmalarını öneriyorum pişman olmayacaklar! 🙂

WhatsApp’ın arkasında hele Facebook satın aldıktan sonraki güç ve kullanıcı sayısı yadırganmaz elbette ama henüz kendisinin sunmadığı veya vaat etmediği özellikleri bir başka uygulamanın şu an başarılı bir şekilde kullandırıyor olmasıda ve her geçen gün kullanıcı kitlesini arttırması gözden kaçmamalı.

Umarım keyifli bir bilgilendirme olmuştur.

Advertisements

İnternet üzerinden izlenme şekil değiştiriyor!

Şubat 2014’te düzenlenen internet yasası yine değişiyor ve bu kez site kapatmak daha da kolaylaşıyor.

TİB’in talimatıyla internete resen (başvuruya gerek kalmadan) erişim engelleme yapılacak hallere, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi” durumları gerekçe gösterilerek eklendi tüm internet trafik bilgilerinin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) toplanması sağlanıyor.

Uzun süredir çıkması beklenen torba yasa tasarısının görüşmelerinin son gününde, 129’uncu maddesinde yapılan değişiklikle, internet trafik bilgilerinin depolanmasıyla ilgili önemli bir değişiklik yapıldı. İnternette trafik bilgisi, “hangi kullanıcının hangi adresi ziyaret ettiği ve ne kadar süreyle o adreste kaldığı” bilgilerini içeriyor. Sitenin içeriği ise, trafik bilgisi kapsamında değerlendirilmiyor ve saklanmıyor. Şubat ayında yapılan yasal düzenlemeyle, internet kullanıcılarının trafik bilgilerinin 6 aydan 2 yıla kadar erişim sağlayıcıları tarafından saklanması zorunluluğu getirilmişti. Buna göre trafik bilgisi ancak bir suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında mahkemelerce talep edilmesi halinde, TİB tarafından erişim sağlayıcıdan alınacak ve mahkemeye sunulacaktı.

Yapılan değişiklikle, bu madde tamamen değiştirildi. Buna göre artık trafik bilgileri TİB’de saklanacak. Hâkim tarafından karar verilmesi halinde de ilgili mercilere verilecek. Yetkililer düzenlemenin gerekçesini, “Bir trafik bilgisi mahkeme tarafından talep edildiğinde bu bilginin temin edilip mahkemeye sunulması en az 1 aylık bir süreci kapsıyordu. Bu da birçok konuda gecikmeye neden oluyordu. Trafik bilgilerinin TİB’de tutulmaya başlanmasıyla birlikte, hâkimler bir karar verdiğinde hızlıca hareket etme imkânı olacak” sözleriyle açıkladı.

Dinlemeler konusunda en büyük polemiklerin odağında kalan TİB, telefonla dinleme ve takibin içine bir de internet takibini katmış bulunuyor. Çok kısa bir süre önce geçirilen torba yasayla TİB, trafik bilgilerini en az 6 ay saklayacak ve ihtiyaç duyulduğunda doğrudan mahkemeye ulaştıracak.

  • Telefon dinlemelerinde trafik bilgisi şirketlerden isteniyor. Bu konuda anlaşılan o ki internet trafik bilgilerini doğrudan TİB alacak ve saklayacak
  • Normal şartlarda dinleme yapılması için mahkeme emri veya savcıların prosedüre uygun istekleri geliyordu. Oysa internet bilgileri ne olur ne olmaz günün birinde istenebilir diye tamamıyla kontrol edilip saklanacak.
  • Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulması planlanıyor ve bu yönde adımlar atılıyordu. Bu adımın atılmasıyla bu birlik kadük oldu.
  • Eskiden Türk Telekom ve benzeri servis sağlayıcılardan bilgiler istendiği için halkın negatif ilgisine maruz kalınıyordu. Şimdi şirketler bundan kurtulmuş oluyor.

Yorum

Bu durum neleri değiştiriyor:

Diyelim bir rahatsızlığınız var ya da şüpheleriniz var Google üzerinde araştırma yapıyorsunuz. Önce Google.com’a girişiniz, sonra yaptığınız aramalar, aranan kelimeler, sonuçlara göre gittiğiniz siteler, bu sitelerde ve Google’da ne kadar kaldığınız kayıt altına alınabilecek. Buna pornografik içerik yada illegal içerik arama vs dahil ya da adres çubuğundan ziyaret ettiğiniz tüm siteler ve burada kalma süreleriniz kayıt altına alınacak.

Yukarıda listelediğim gibi Eskiden potansiyel suçlular izlenirken şimdi herkes izlenecek. Bu bilgilerin 3.kişilerle paylaşıldığını düşünün. Mesela bir gün bir sigorta şirkertinden biri sizi arayıp “vefat halinde bu kadar kaza halinde bu kadar”la başlayan bir konuşma yapabilir ya da bir sağlık kuruluşunuzdan check-up için yada “şu şu rahatsızlıklar için kampanyamız var” diye aranabilirsiniz sonra iyide nereden biliyorlar diye düşünebilirsiniz. Cevap gayet basit: “Big brother is watching you!”

Peki şimdi ne yapacağız?

Yanıtım öncelikle bilinçli kullanıcı olup kişisel özgürlüklere giren bu tür konularda duyarlı olunması. Daha sonra:

VPN (Virtual Private Network-Sanal Özel Ağ http://tr.wikipedia.org/wiki/Virtual_Private_Network ) VPS(Virtual Private Server-Sanal Özel Sunucu http://tr.wikipedia.org/wiki/Virtual_hosting ) Meshnet ( http://www.bianet.org/bianet/biamag/150605-ozgur-ve-ucuz-internet-meshnet, https://korsanparti.org/2013/09/25/internet-oldu-yasasin-meshnet-internette-gozetlemeden-bikan-kullanicilar-kendi-internetini-kurdu-meshnet/) gibi çözümlerin kullanılması.

Bu çözümlerin arasında en kolay ve sıradan internet kullanıcılarının kullanabileceği VPN, bir çoğu aç-kapa şeklinde çalışıyor. Buna ek olarak seçeceğiniz VPN hizmeti paralı olursa bağlantı protokolu desteği olarak SSL/TLS,PPTP, IPSec, L2TP gibi protokol desteği olup olmadığı, sunucu konumları ve en önemlisi kayıt tutmayan bir hizmet olmasına dikkat edin. Ücretsiz VPN de kullanabilirsiniz ancak kayıt tutmama ve diğer hizmetler konusunda garanti vermeyebilirler.

VPN aslında oldukça kullanılan bir çözümdür.

Bankalar, Konsolosluklar, yurt içi – yurt dışı şubeleri olan şirketler… Bu güvenli ve sadece kendilerine tanımlı tünelden bilgilerini taşırlar. En basit anlatımla İstanbul’dan Ankara’ya aynı yoldan siz de gidersiniz, diğerleri de. Ancak siz görünmez bir tünel içinden, diğerleri açık ve aynı kulvardan.

Konuyu daha net kavramak adına https://www.youtube.com/watch?v=_GIZvv5fZ9I bağlantısındaki videoyu izlemenizi öneririm.

@soykanozcelik | about.me/soykanozcelik

 

Sosyal Medyayı Doğru Kullanmak,Sosyal Medya Etiği

Sosyal medyayı doğru kullanma yolları, bu 10 maddeye çok dikkat edin

1.Yalan söylemeyin

 2. Nefret etmeyin

 3. Paylaşmak değer vermektir

 4. Küfretmeyin

 5. Saygısızlık etmeyin

 6. Uygun bilgi paylaşımı yapın

 7. Hatalarınızı düzeltmekten kaçınmayın

 8. Sevginizi gösterin

 9. Özele saygı gösterin

 10. Her şeyi kararında kullanın

Unutmayın…

Internette paylaşılan her şey sonsuza kadar siber dünyada kalır. Bilgiyi kaldırmak veya kaldırtmak çok kolay olmayabilir. Bu yüzden yazdığınız metinde, paylaştığınız görüntüde ve seste, nasıl duyulmak istediğinizi etraflıca düşünmelisiniz –sadece bu anı düşünmeniz yeterli olmaz. Örneğin işverenler, iş başvurusu yapanlar hakkında daha fazla bilgi edinek için Google’da arama yaparlar.

– Daha önce paylaştığınız post’ları kaldırmamalısınız. siber dünyada hatalı bilgi, gerçek dünyada tek bir düğmeye basarak paylaşılabilir. Bir hata yaptığınızda, daha önceki paylaşımlarınızı değiştirmeden veya silmeden, hatayı hemen düzeltmeye çalışın. Düzeltme yaptığınızda, bilgiyi değiştirenin siz olduğunu belirtecek bir not ekleyin. Bir paylaşımı sildiğinizde, bunu neden yaptığınızı iyi bir sebeple açıklayın.

– Sosyal medya bazen kişisel ve profesyonel hayatlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırabilir. Eğer kişisel blog’unuzda işle ilgili yorumlar paylaşırsanız, blog’unuzda paylaştıklarınızın sizin kişisel görüşleriniz olduğunu ve kurumun görüşlerini yansıtmadığını belirten bir uyarı notu ekleyebilirsiniz.

#Hashtag kullanımını istismar etmeyin.

Farklı kişilerin dikkatini çekmek için post’larınızı etiketlemeniz, her ne kadar uygun bir yöntem olsa da, hashtag’lerin gerekenden fazla kullanılması rahatsız edici olabilir ve spam gibi algılanabilir. Hashtag kullanımını, Tweet başına en fazla üç adetle sınırlayın ve sadece bulunduğunuz şehre, konuştuğunuz konuya veya gündemdeki olaylara özel hashtag’leri kullanın. Hashtag’leri bir arama aracı gibi düşünün, #köpek #yummy gibi genel kelimelere hashtag eklemek, bir arama terimi ya da belirleyici bir kelime görevi görmez, hiç kullanışlı olmaz.

Gösteriş yapmayın.

Twitter’da hesap isimleri veya Facebook’ta arkadaşlarınızın adıyla dolu bir post yapıştırmak, ne kadar çok insan tanıdığınızla ilgili gösteriş yapıyormuşsunuz gibi algılanabilir. İyi bir amaç için birkaç kişiyi etiketlemek iyi olur (örn; birine teşekkür etmek veya bir konuşmayı duyurmak için birinden bahsetmek), ama duvara koyduğunuz yazıya, bir partide tanıdığınız 10 kişinin adını birden eklemeyin. Emin olun, takipçileriniz bununla ilgilenmiyor.

Eğer bir grup tweet’ine eklenmişseniz, herkesin bilmesi gereken çok önemli bir bilgi paylaşmadığınız sürece herkese cevap vermeyin; @ eklemelerinin duvarlarında yer tutmasını istemeyebilirler. Eğer birisine, sizi #FF tweet’ine eklediği için teşekkür etmek istiyorsanız, o kişiye direkt mesaj atıp diğer üyeleri mesajdan çıkarın (Bunu Facebook grup mesajlarında da yapın).

Gereksiz bilgi paylaşımı yapmayın.

Instagram, vine veya benzer paylaşım sitelerinde post’larınız arasında mesafe bırakmaya çalışın, böylece sizi takip eden kullanıcıların duvarı, lüzumsuz paylaşımlarla dolmaz. Tatildeyken, bir ara bağlanabildiğiniz wi-fi aracılığıyla, kısa bir zaman içinde çok fazla post yapıştırmak cazip gelebilir ama kullanıcılarınızın arka arkaya 25 kumsal fotoğrafını görmekle ilgilendiğini zannetmeyin. En iyi fotoğraflarınızı seçin ve bir seferde en fazla üç fotoğraf paylaşın.

Birinin Facebook duvarında kişisel veya hakaret kabul edilebilecek mesajlar paylaşmayın.

Herkesin, Facebook duvarında paylaşılmasına izin verdiği konularla ilgili belirli bir rahatlık seviyesi vardır. Bir arkadaşınızın duvarına, herkes tarafından okunduğunda rahatsız olmayacağından emin olmadan kişisel kabul edilebilecek mesajlar koymayın.

Aynısı, paylaştığınız link’ler için de geçerlidir. Siz ve arkadaşlarınız Extreme Anti-Vegan and Pro-Bacon Initiative adlı grubun sağlam destekçileri olabilirsiniz, ama bu onların, özelde paylaştıkları bilgilerin kendi çevreleri tarafından bilmmesini istedikleri anlamına gelmez. Tabii ki koyduğunuz bir post’u daha sonra silebilirler veya hesaplarına ait güvenlik ayarlarını değiştirebilirler, ama yine de işi sağlam tutup bazı konuları özelden paylaşmak daha iyi olur.

@’lere açıktan cevap yazmayın.

Eğer özellikle tek bir kişiyle konuşuyorsanız, aranızdaki diyaloğu öyle devam ettirin. Konuştuklarınızı bütün dünyanın takip etmesine gerek yok. “merhaba @kullanıcıadı, geçen gün seni görmek çok güzeldi” gibi tweet’ler takipçileriniz için ilginç veya faydalı değildir (#2 numaraya bakın).

Eğer Twitter’da uzun süren bir soru-cevap görüşmesi yapıyorsanız, bunu e-mail veya direkt mesaj üzerinden devam ettirin, böylece ortak arkadaşlarınızın duvarı sizin sohbetinizle dolmaz. Konu sizin için ilginç olsa da, diğer herkes için bu durum sadece bilgi kirliliği yaratır.

Özel e-mail ve mesajların fotoğrafını çekip paylaşmayın.

Komik mesajların ve etkileyici e-mail’lerin bir kare fotoğrafını çekip paylaşmak son günlerde moda haline geldi. Mesaj ya da e-mail atarken genel kanı, mesajın iki kişi arasında kaldığıdır. Mesajlaştığınız kişinin onayını almadan aranızdaki yazışmanın fotoğrafını paylaşmanız çizgiyi aşmaktır ve kişisel ya da profesyonel olsun ilişkinize zarar verme olasılığı vardır. Ne yapacağınızdan emin olmadığınızda mutlaka sorun.

Twitter tweet’ler, Instagram fotoğraflar içindir.

Eğer biri sizin Instagram takipçinizse, fotoğraflarınızı görmek isteyecektir. Mesajlarınızdan kareler veya okuduğunuz kitaptan bir pasajın bulanık resmini görmek istemezler. Instagram’ı fotoğraflar için kullanın ve mesajları metne ayrılan kısımda veya Twitter’da paylaşın.

Instagram’a uygun birkaç fotoğrafı Twitter’da paylaşmak sorun olmaz, ama mutlaka uygun bir başlık koyun ve her yüklediğinizi paylaşmayın. Twitter takipçileriniz muhtemelen Instagram sayfanızı da zaten takip ediyordur ve bilgileri iki kez paylaşmanız çok gereksiz olur.

Arkadaşlık isteği gönderirken bir giriş yazısı ekleyin

Tanıştığınızı hatırlamadığınız birinden, Facebook veya LinkedIn arkadaşlık isteği almak kadar rahatsız edici bir durum yoktur.

Sadece birkaç kez karşılaştığınız birini eklemek isterseniz, ne zaman ve nasıl tanıştığınızla ilgili kısa bir not yazın. Eğer o kişiyle daha tanışmadıysanız, ama yine de bağlantı kurmak istiyorsanız, iyi bir sebebiniz olsun ve arkadaşlık isteği göndermeden önce bir mesaj veya e-mail yollayın.

Genel bir kural olarak sosyal olarak tanıdığınız kişilerin Facebook arkadaşlık isteklerini kaydedin ve eğer birlikte çalıştığınız veya iş yaptığınız kişiler size yanıt vermezse alıngan veya ısrarcı davranmayın. Herkesin farklı sosyal medya kuralları ve sınırları vardır, Facebook’u sadece yakın arkadaşları arasında kullanmak isteyebilirler.

Sosyal medyadaki davranış kurallarını bilmek ve platformlar arasındaki farkları anlamak, takipçilerin bağlılığını artırır. Kişisel hesabınız veya bir firmanın sesini duyurmak için kullandığınız bir kanal olsun, sosyal medya davranış kurallarını uygulayın ve herkese en iyi halinizi gösterin…

Sosyal medyada “Netiket” (internette davranış kuralları)

Gerçek dünyada, arkadaşlarımız, ailemiz, çalışma arkadaşlarımız ve hiç tanımadığımız insanlarla vakit geçirirken, genel-geçer kabul gören ve bizi yönlendiren belirli kurallara uyarız. Fakat sosyal iletişimimizi siber dünyaya taşırken, özellikle sosyal ağ oluşturulan websitelerinde, aynı davranış kuralları geçerli olur mu?

Siteye özgü durumlar

Genellikle, farklı sitelere göre farklı siber davranış kuralları geçerlidir. Bu farklılıklar her sitenin farklı işlevi ve farklı amacı olmasından kaynaklanır. Örneğin, kısa mesajların gönderimine dayalı işleyen Twitter’da, işletmeleri ve profesyonelleri bağlamayı amaçlayan LinkedIn’e göre daha farklı davranış kuralları geçerlidir.

Aşağıda en popüller sosyal ağ sitelerinden Facebook, Twitter ve LinkedIn’de geçerli olan bazı “Netiket”leri (internet davranış kurallarını) bulabilirsiniz. Tabii bu kuralların birçoğu MySpace, YouTube ve Friendster gibi diğer sitelerde de kullanılabilir…

Facebook

  • Tanımadığınız birisine, birisi tarafından tanıştırılmadan arkadaşlık isteği göndermek genellikle teşvik edilmiyor. Eğer bu kişinin sosyal ağınıza katılmasını istiyorsanız, mesaj atarken sebebini ve kim olduğunuzu mutlaka açıklayın.
  • Bir sayfayı, grubu, amacı ya da uygulamayı takip etmesi için arkadaşlarınızı sürekli rahatsız etmek, onlar için sadece sinir bozucu olacaktır ve bu tutum kesinlikle yeni üye kazanmanızı sağlamaz. Daveti bir kere gönderin. Eğer kabul etmezlerse, peşini bırakın.

  • Arkadaşarınızı eleştirdiğiniz kareleri paylaşıp, onların da adını geçirmek problem yaratabilir. İşverenler ve polis memurlarının sosyal ağ sitelerini incelediğini biliyoruz. Bir yakınınızın işini kaybetmesnden sorumlu olmak ister misiniz?

  • Her arkadaşlık isteğini kabul etmeniz gerekmiyor. Bazı kişiier kendilerine ait özel bilgileri kimlerin görebileceği konusunda seçici davranıyor. Eğer birini reddetmek konusunda kararsızsanız, gelen isteği bir süre kenarda bırkaın. Daha sonra, bu kişi hakkında daha fazla bilgi toplayıp, arkadaşlık isteğini kabul edip etmeyeceğinize ondan sonra karar verebilirsiniz.

  • Bir kitabı pazarlamak için kişisel Facebook sayfanızı, yazılımı veya başka bir ürünü kullanmaya hiçbir şekilde iyi bakılmıyor. Eğer reklam yapmak istiyorsanız, bir Facebook sayfası oluşturun ve arkadaşlarınızı buraya davet edin (Unutmayın, ısrarcı davranmıyoruz!).

  • Facebook hesabınızla Twitter hesabınızı birbirine bağlamanız bazı güçlükler yaratabilir. Eğer dikkatli olmazsanız, arkadaşlarınızın duvarının aşırı mesajlaşmadan dolayı spam’lenmesine sebep olabilirsiniz. Eğer çok Twitter kullanıyorsanız ve mesajların Facebook’a akmasına da engel olamıyorsanız hemen bu iki mecra arasındaki bağlantıyı kesin.

LinkedIn

  • Tanımadığınız kişilerle, sadece onların sosyal çevresine ulaşabilmek için bağlantı kurmayı istemek, kuşku uyandıran bir taktiktir. Şüphesiz, belli bir şirkette çalışan birisiyle bağlantıya geçmek istediğiniz ve bunun için de onların bağlantılarını gözden geçirdiğiniz durumlar olabilir İşte birisi tarafından tanıştırılmak bu yüzden önemli. Eğer hiç tanımadığınız biriyle tanışmak konusunda kesin kararlıysanız, neden bağlantıya geçtiğinizi anlatacak bir mesaj yazmak için zaman ayırın. Eğer inanılır ve ikna edici bir şekilde sebebinizi anlatamazsanız iş dünyasındaki birçok kişi arkadaşlık isteğinizi umursamaz.
  • Kişileri, uzmanlık alanları dışında kalan bir gruba üye olmaya davet etmek mutlak başarısızlıkla sonuçlanır. LinkedIn camiasında ciddiye alınmak istiyorsanız bu taktikten uzak durun.

  • Çok iyi tanımadığınız bir bağlantınızdan tavsiye mektubu istemek zaman kaybıdır. Tam anlamıyla destek verilmemesi hem çok kolay anlaşılır hem de amacınıza zarar verir.

  • Bir teşekkür mesajı kılığında, asıl amacı satış pazarlama olan bir yaklaşımla yeni bir bağlantı kurmak, sinsi bir harekettir ve saygınlığınızı zedeler.

  • Tam ve hatasız bir profil oluşturamazsanız bağlantılarınız, profesyonelliğinizden şüphe edebilirler. Çalışma geçmişinizi tam olarak paylaşın ve yaptığınız güncel mesleğinizi de açıklayın.

Twitter

  • Twitter’ın konuşma adabını ve etiketleri öğrenmeniz iyi olur. Bunları ne kadar doğru kullanırsanız kendinizi o kadar az utandırırsınız.
  • 140 karakter veya daha azıyla istediğiniz mesajı verebilmeniz zorlayıcı olabilir. Ama yazım hatası yapmamak için ve kısaltmaları minimuma indirmek için biraz zamanınızı ayırın. Genel kanının aksine, doğru imla ve net bir mesaj hala önemli.

  • Sizi takip eden birinin takipçisi olmak tamamen isteğe bağlıdır. Sizi takip eden herkesi sizin de takip etmeniz gerektiğini düşünmeyin. En azından karar vermeden önce o kişnin profiline bir bakın. Eğer “takip ettikleri”nin sayısı “takipçiler”den dikkat çekici şekilde fazlaysa bu kullanıcıyı takip etmemek en iyi alternative olabilir.

  • Durmadan kendinizi ve yaptığınız işi övmek takipçilerinizi çok çabuk kaybetmenize sebep olur. Ürününüz veya verdiğiniz hizmetle ilgili tweet’lerinzi, ilginç ve faydalı bilgiler paylaştığınız içeriklerle dengeleyin.

  • Devamlı yazdıklarınızın retweet edilmesini (tekrar paylaşmalarını) istemek rahatsız edici bir durumdur. Eğer takipçileriniz paylaştığınızı ilginç ve faydalı bulurlarsa zaten tekrar paylaşacaklardır.

  • Twitter’ı sohbet aracı olarak kullanmak size güçlük yaratabilir. “@” kullanarak arasıra mesajları cevaplamak iyi olabilir, ama uzun bir sohbete dönüştürmek kabul edilemez. Böyle durumlarda direkt mesaj atmayı deneyin.

Sosyal medyada “Netiket”

Biraz duygu gösterin

Sosyal ağlar üzerinden iletişim kurarken görsel ve işitsel paylaşımın olamamsı, insanları normalde yapmayacakları davranışlara itebilir. Davranışlarınızın uygun olup olmadığını “Bunu yüz yüze bir görüşmede yapar mıydım?” sorusuyla anlayabilirsiniz. Kendinize bu soruyu sorarak, aslında yaşayan ve hisseden bir bireyle, duygusuz bir mecra üzerinden iletişime girdiğinizi hatırlatmış olursunuz.

Açıkçası, insanlarla yüz yüzeyken düşünce ve duygularımızı paylaşmak birçoğumuz için zor bir iş. Internetin soğuk sınırları içinde bunun daha da zorlaşması büyük bir sürpriz değil aslında. “Gönder”, “İlet” veya “Yorum Yap” düğmesini tık’lamadan önce yazdıklarınızı tekrar okuyun, bunu yaparken de kendinizi alıcının yerine koyun. Alıcı, okuduklarına nasıl tepki verir?

Ayrıca, duygu ve yüz ifadelerinin sembolü olan emoticon’ları kullanmak da, kelimelerin daha iyi anlaşılmasında yardımcı olur. Özellikle, ses tonunu duymadan veya fiziksel ifadeleri görmeden anlaşılması biraz daha zor olan sarkastik veya komik ifadeler için çok kullanışlıdırlar.

Siber iletişimin psikolojisi

Sizin ve arkadaşlarınızın, siber ortamda, yüz yüze olduğundan daha farklı iletişim kurduğunuzu çoktan fark ettiniz belki de. Belirli araştırmalar, bilisayarlarınızın arkasında, yüz yüze görüşmelerde yapılmayacak davranışların sergilendiğini daha net bir resimle sunuyor.

Bu siber etki, aslen, yüz yüze yapılan görüşmelerde söz konusu olan sosyal engellerin ve kısıtlamaların kalkması sebebiyle oluyor.

Peki neden internette bu kadar farklı davranıyoruz? Neden farklı davranışlar sergiliyoruz? Rider University’den Dr John Suler, davranışlardaki bu değişime birçok farklı faktörün etki ettiğini söylüyor. siber iletişime geçtiğimiz zaman, bir mesajın amacını ve anlamını çözmemize yardımcı olan görsel ve işitsel ipuçlarından yoksun kalıyoruz.

Görsel ve işitsel ipuçları olmadan, insanların kendileri hakkında daha kişisel bilgileri açtığı, fazla kibarlık gösterdiği, katı eleştiriler yaptığı veya diğerlerinden ayrı durarak onları yok saymak gibi ilginç durumlar yaşanabiliyor. Bir kısmı siber kimliklerini gerçek hayatlarından ayrı tutuyorlar, ve özünd esiber hayatlarını gerçekliğin “dışında” tutmuş oluyorlar.

Davranışlardaki bu farklılık sadece sosyal etkileşim üzerine dayalı olan sosyal ağ mecralarında özellikle dikkat çekici olabiliyor. Örneğin, Facebook’ta insanların tanışmadan birbirlerinen arkadaşlık isteği göndermesi görülen bir durum, oysa bu durum yüz yüze karşılaşmalarda iyi karşılanmayabiliyor. Her ne kadar davranış kurallarının sosyal ağlar için de geçerli olması gerekse de, gösteriğimiz farklı davranışlar sosyal kuralları unutmamıza sebep olabilir.

Siber gerçeklikte sosyal iletişim arttıkça kelimelerimizin etkilerinin farkında olmamız daha da önemli hale geliyor. Gerçek dünyada çok umursamadığımız görsel veya işitsel ipuçları olmadan mesajlarımızı okuyanların insan olduğunu unutabiliriz. Unutmayalım ki, internetteki sosyal davranış kuralları, siber toplumumuzun diğer üyelerini incitmememiz için çok faydalı kurallardır..

Dev Markaların İsmi Nereden Geliyor Merak Ettiniz mi ?

Hiç her gün kullandığımız ürünlerin isimlerinin nereden geldiğini merak ettinizmi ? Öyleyse buyrun devamını okuyun…

Facebook 4 şubat 2004 tarihinde Mark Zuckerberg tarafından kurulan Facebook ismini ABD üniversitelerinde öğrencilerin, öğretmenlerin ve çalışanların doldurduğu “paper facebook” formlarından alıyor. Tek sayfalık paper facebook formu okula kayıtlı kişinin temel bilgilerini içeriyor. Mark Zuckerberg Facebook’u kurarken “facebook papers” dan esinlendi.

Google Stanford Üniversitesi’nde okuyan iki arkadaş Larry Page ve Sergey Brin tarafından 4 eylül 1998 yılında kurulan ve bugün dünyanın 1 numaralı arama motoru olmayı başaran Google ismini matematikte 10^100 (10 üzeri 100) sayısı için kullanılan googol kelimesinden almıştır. Larry Page ve Sergey Brin googol sayısından esinlenerek arama motorlarına Google ismini verdiler.

Yahoo! 1 mart 1995 yılında Jerry Yang ve David Filo tarafından kurulan Yahoo! ismi aslında bir kısaltma. “Yet Another Hierarchical Officious Oracle” Türkçe karşılığı ise “Henüz başka bir tane hiyerarşik işgüzar kahin” şeklinde. Anlamsız bir cümle gibi görünse de Yahoo! kelimesinin kulağa hoş gelmesinden dolayı bu ismi seçtiler, kelimenin sonuna ise telaffuzundaki heyecanı göstermesi için ünlem koydular.

Twitter 15 temmuz 2006 tarihinde kurulan mikro blog sitesi Twitter ismini İngilizce bir kelimeden aldı. Twitter İngilizcede “cıvıltı” anlamına geliyor. Twitter kuşu ise bu cıvıltıyı temsil ettiği için özellikle seçildi. Twitter’da kuşların yerine kullanıcılar cıvıldıyor.

IBM 1911 yılında ABD’de kurulan IBM’in açılımı “International Business Machines” Türkçe karşılığı ile “uluslararası iş makineleri” şeklindedir.

HP 1939 yılında Palo Alto’da bir garajda kurulan HP şirketi garajda kurulan ilk teknoloji firması olma özelliğini de taşıyor. Hewlett Packard’ın kısaltması olan HP ismi kurucuları Bill Hewlett ve David Packard’ın soy isimlerinden geliyor.

Oracle Yazılım firması Oracle şirketinin kurucularından Larry Ellison Ampex firmasında çalışırken CIA tarafından finanse edilen Oracle isimli bir projede görev aldı. Ellison 1977 yılında kurucuları arasında olduğu şirkete Oracle ismini önerdi ve diğer iki kurucu ortağının da bu ismi beğenmesi ile Oracle markası doğdu. Oracle, eski Yunan ve Roma´da gaipten haber veren kahinlere verilen bir isimdi.

Microsoft Bill Gates ve Paul Allen tarafından 4 nisan 1975 tarihinde kurulan Microsoft ismini “microcomputer” (mikrobilgisayar) ve “software” (yazılım) kelimelerinden alıyor. İlk yıllarda Micro-Soft olarak kullandıkları ismi daha sonra aradaki tire işaretini kaldırarak Microsoft olarak kullandılar.

SAP 1972 yılında beş eski IBM çalışanı tarafından kurulan Alman yazılım şirketi SAP almanca “Systemanalyse und Programmentwicklung” kelimelerinin kısaltmasından oluşuyor. Türkçe karşılığı ise “Sistem analizi ve program geliştirme”.

Motorola 25 eylül 1928 tarihinde kurulan ABD merkezli telekomünikasyon şirketi ilk yıllarında otomobiller için radyo üretimi yapıyordu. “Motor” kelimesi ve o dönemin ünlü müzik pikapları “The Viktrola” markasından esinlenerek Motorola ismi bulundu ve 1930 yılında marka tescili yapıldı.

Apple 1976 yılında kurulan Apple’in ismini nasıl seçtiği konusunda birçok iddia bulunmaktadır. En çok kabul göreni ise kurucularından Steve Jobs’ın sıkı bir Beatles hayranı olduğu ve efsane müzik grubu Beatles’in plak şirketi Apple Corps’un isminden etkilenip şirketine Apple ismini verdiği iddiasıdır. Apple markası için Apple Inc. ve Apple Corps arasında yaklaşık 30 sene süren bir dava süreci yaşandı. Dava 2007 yılında Apple Inc. lehine sonuçlandı. Apple logosundaki kenarından ısırılmış elmanın bilgisayar biliminin kurucusu kabul edilen Alan Turing´in siyanur zehiri sürdüğü elmayı ısırarak intihar etmesini temsil ettiği ise başka bir iddia.

LG 1947 yılında Lak-Hui (ingilizce lucky olarak telaffuz ediliyor) ismiyle kurulan Koreli şirket 1958 yılında Koreli Goldstar şirketi ile birleşti. Her iki şirketin baş harfleri ile LG markası doğdu.

Nokia Finlandiyalı Nokia’nın kökenleri 1865 yılına kadar uzanmaktadır. Nokianvirta nehri kıyısında yer alan Nokia kasabasında kurulan şirket ilk yıllarında kereste işi yapıyordu. 1898 yılında kurulan Finnish Rubber Works ve 1912 yılında kurulan Finnish Cable Works şirketleri 1967 yılında Nokia adı altında birleştiler. 1992 yılında ilk GSM telefon görüşmesini gerçekleştirerek telekomünikasyon alanında yıldızı parlayan Nokia, ismini şirketin 1865 yılında faaliyet gösterdiği Finlandiya’daki Nokianvirta nehri kıyısında yer alan Nokia kasabasından aldı.

Sony 1946 yılında Japonya’da “Totsuko” ismi ile kurulan şirketin kurucularından Akito Morita Amerikalıların bu ismi söylemekte zorluk çektiğini görünce farklı bir isim arayışına girdi. Tokyo Teletech ismini kullanmaya karar verdi ancak ABD’de Teletech isimli başka bir şirket olduğunu öğrenince yeni bir isim arayışına girişti. Latince sonic (sesle ilgili) ve sound (ses) kelimelerinin kökü olan “sonus” ve 1950’li yıllarda ABD’de erkek çocuklarını çağırmak için kullanılan “sonny” kelimelerinden oluşturulan Sony markası 1958 yılında resmi olarak kullanılmaya başlandı.

Samsung 1938 yılında Lee Byung-chull tarafından kurulan Samsung ilk yıllarında kurutulmuş meyve, sebze ve balık ihracatı yapan bir şirketti. 1960’lı yılların sonunda elektronik sektöründe de faaliyet göstermeye başlayan Samsung bugün dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birisi olmayı başardı. Samsung Korece “üç yıldız” anlamına geliyor.

Canon 1937 yılında Kwanon ismiyle kurulan şirket 1947 yılından itibaren ismini Canon olarak değiştirdi. Budizm’de merhamet tanrıçası olarak kabul edilen Guanyin Japonya’da Kannon olarak bilinmektedir. Canon’un ismi de bu Kannon’dan gelmektedir.

Beko İsrailli yatırımcı Bejerano ile Koç Grubu bir salça ve konserve fabrikası yatırımı için 1954 yılında kurdukları şirkete soy isimlerinin ilk iki harflerinden oluşan Beko (Bejerano-Koç) ismi verdiler. Bu ortak yatırım gerçekleşmedi ve Beko şirketi kurulmasına rağmen faaliyete geçemedi. O yıllarda, General Elektrik ampullerinin satış ve bayiliğini alan Koç Grubu salça ve konserve şirketinin adını Beko Ticaret A.Ş. olarak değiştirdi. Beko ismi daha sonraki yıllarda beyaz eşya markası olarak kullanılmaya başlandı.

HTC 1997 yılında Tayvan’da kurulan HTC “High Tech Computer Corporation” Türkçe karşılığı ile “yüksek teknoloji bilgisayar şirketi” kısaltması ile oluşturuldu.

Siemens 1847 yılında Werner von Siemens tarafından Berlin’de kurulan şirket ismini kurucusunun soyadından aldı. İlk yıllarında telgraf makineleri üreten Siemens günümüzde birçok alanda faaliyet gösteren bir teknoloji markası olmayı başardı.

Cisco Len Bosack ve Sandy Lerner Stanford Üniversitesinde bilgi sistemleri servisinde çalışan evli bir çift iken üniversiteden ayrılıp 1984 yılında Cisco’yu kurdular. Cisco şirketi ismini kurulduğu şehir olan San Francisco’dan alıyor. Cisco logosu da San Francisco´daki Golden Gate köprüsünden esinlenilerek tasarlandı.

JVC 1927 yılında Yokohama´da kurulan JVC´nin açılımı Japanese Victory Company (Japon Zafer Şirketi). JVC´nin kökleri Victor Talking Machine Company´e uzanıyor. İlk yıllar fonograf üretimi yapan şirket, daha sonra VHS video kaydedici ve TV pazarına girdi.

Toshiba 1939 yılında Japon Shibaura Seisakusho ve Tokyo Denki şirketleri birleşerek Tokyo Shibaura Denki (Tokyo Shibaura Electric) şirketini kurdular. 1978 yılında ise şirketin isminde kısaltmaya gidildi ve Toshiba Corporation olarak şirketin ismi yenilendi.

Panasonic 1918 yılında Japonya´nın Osaka şehrinde kurulan şirketin adı Matsushita olarak 2008 yılına kadar kullanıldı. Panasonic ismi şirketin 1955 yılında ihraç ettiği hoparlörlere verdiği isimdi. Panasonic markasının ilgi görmesi ve şirketin isminin önüne geçmesi ile birçok üründe Panasonic markası kullanıldı. 2008 yılında ise şirket adı ve global markası Panasonic olarak kabul edildi.

Sharp 1912 yılında Tokuji Hayakawa tarafından Japonya´da kurulan Sharp, faaliyetlerine elektronik dışındaki alanlarda başladı. 1915 yılında ürettikleri ´Ever-Sharp´ (daima sivri) isimli kurşun kalem markanın isimine de esin kaynağı oldu. 1925 yılında tüketici elektroniği pazarına giren Sharp, 1964 yılında ilk transistörlü hesap makinesini üretti. Sharp markası bugün dünyanın önde gelen elektronik markalarından birisi olan kabul ediliyor.

Dell 4 kasım 1984 yılında kurulan Dell ismini kurucusu Micheal Dell’in soy isminden aldı.

Twitter Takipçilerinizi Doğal Yollardan Arttırın…

Twitter Facebook‘tan sonra en çok kullanılan sosyal ağ özelliğini koruyor hatta bir çok Facebook kullanıcısı artık Twitter kullanıyor.

Bununla birlikte Twitter da bir takipçi bulma telaşıdır gidiyor, hal böyle olunca ortalıkta “bedava takipçi bul” , “takipcilerinizi arttırın” tarzı web siteleri olustu ayrıca belirli bir ücret karşılığı takipçi garanti edenler bile var!

Benim kişisel görüşüm bunlar kısa süre için takipçi sayınızı arttırsada sonuçta sizin içeriklerinizle ilgilenmeyenler neden takip etmeye çalışsın ?

Bu yazıda kısa başlıklarla doğal yollardan takipçilerinizi arttırmanın yollarını anlatmaya çalışacağım faydası olması dileğiyle.

  • İlgi alanlarınızı eklediginiz Twitter directory servislerine kayıt olun . Bunun için pek çok site var ancak benim Twiends, WeFollow, ve Twellow
  • İlgi alanlarınız yada uzmanlık alanlarınız ile ilgili Blog yazın en azından misafir yazar olarak ve bunu twitterda paylaşın. Kendiniz blog açmak isterseniz WordPress veya Blogspot bu iş için idealdir.
  • İlgi alanlarınız yada uzmanlık alanlarınız ile ilgili Podcastler (Sesli anlatım) yayınlayın PodBlaze bu için idealdir.
  • Web sitenize , blogunuza Twitter Widgetinizi yerleştirin “Takip Et” yada Twitter akışı olabilir.
  • Eğer belirli takipçiniz yada kullanıcınız var ise Webinar düzenleyin ( Semineri Web Üzerinden olanı 🙂 )
  • Twitter üzerinden destek verin.
  • Twitter üzerinden anket düzenleyin (Görüş alma,ürün hakkında görüş alma vb.) bu iş için Twtpool sitesini kullanabilirsiniz.
  • Eğer yazılım yada başka bir işle ile uğraşıyorsanız yazılım yada ürün kullanımı ile ilgili Video Tutorial lar hazırlayıp bunu Twitterdan paylaşın.
  • Belirli bir amaçla kurulmuş bir forumunuz varsa moderatör olarak görev alın.
  • Makaleler paylaşın , elektronik magazine Paperli sitesini bu amaçla kullanın ve bu site üzerinden belirli aralıklar otomatik tweet atılmasını sağlayın.
  • Kitap yada e-book yazıp paylaşın
  • Twitteri bilgi alma ve bilgiyi yayma amacı ile kullanın sürekli “öf çok başım ağrıyor” , “bugün ne yesem” gibi kişisel şeyler takipçileri sıkar.
  • #hashtag kullanin bu yolla bir konu yada ürün üzerine dikkatleri çekebilirsiniz.
  • Takip ettikleriniz kişilerin önemli bulduğunuz içeriklerin RT (ReTweet) edip takipçilerinizle paylaşın.
  • Ürün ve hizmetleriniz ile ilgili kampanya vb. duyurularınızı,etkinkinliklerinizi paylaşın.
  • Kartvizitiniz ve birçok yerde Twitter adresinizi belirtin.